BOLUSPOR’DA MESELE İKİ MAĞLUBİYET DEĞİL...


Bazı sorular vardır, cevabını vermek kolay değildir. Çünkü ne söylerseniz söyleyin, bir tarafı eksik kalır. Son günlerde bana en çok sorulan soru da tam olarak böyle:
“Ne olacak bu Boluspor’un hali?”
Bu soruyu soranların çoğunun aslında cevabını bildiğini düşünüyorum.
Kimisi öfkeyle soruyor, kimisi endişeyle…
Kimisi “Daha sezonun başı, bekleyelim” diyor, kimisi ise şimdiden gelecek haftaların hesabını yapıyor. Ama herkesin ortak bir noktası var:
Herkes Boluspor’un iyi olmasını istiyor.
İşte bu yüzden bugün biraz skordan uzaklaşmak, biraz tabelaya değil sahaya bakmak gerekiyor.
Çünkü Boluspor’un meselesi yalnızca Manisa FK’ya kaybetmek, ardından Batman Petrolspor karşısında puansız kalmak değil.
Asıl mesele, bu iki maçın bize ne söylediği.
Ve bana göre söylediği şeyleri görmezden gelmek, yarın çok daha büyük sorunların kapısını açabilir.
DAHA İKİNCİ HAFTADAYIZ, AMA…
Evet.
Daha ikinci haftadayız. Bunu özellikle söylüyorum.
Sezonun başında iki mağlubiyet alan bir takım için “Her şey bitti” demek ne kadar yanlışsa, “Hiçbir sorun yok” demek de bir o kadar yanlış.
Futbolda bazen puan kaybedersiniz ama doğru yoldasınızdır. Bazen kazanırsınız ama yanlış yoldasınızdır. Mesele yalnızca sonuç değildir.
Mesele, o sonuca nasıl ulaştığınızdır.
Manisa’da ne oynadık? Batman’da ne oynadık?
Takımın sahadaki görüntüsü bize ne vaat ediyor? Hangi oyuncu ne yapıyor? Hangi bölgede eksik var? Takımın bir oyun planı var mı?
Bunları konuşmadan sadece “İki maç kaybettik” demek, Boluspor meselesini fazlasıyla basite indirgemek olur.
BİR ŞEYLER YOLUNDA GİTMİYORSA SÖYLEMEK GEREKİR
Şimdi gelelim can sıkıcı bölüme.
Bu kadro gerçekten yeterli mi?
Benim cevabım açık:
Hayır.
Bunu söylerken herhangi bir futbolcuyu hedef almıyorum. Bir oyuncunun Boluspor formasını giymesi, onun kötü futbolcu olduğu anlamına gelmediği gibi, bugün bekleneni verememesi de onun değersiz olduğu anlamına gelmez.
Ama takım kurarken isimlerden önce ihtiyaçlara bakmak zorundasınız.
Elinizde hangi oyuncular var?
Hangi bölgelerde alternatifiniz yok?
Rakip size nereden saldırıyor?
Siz rakip kaleye nasıl gidiyorsunuz?
Gol atmak için ne üretiyorsunuz?
Bunların hepsinin cevabını bulmanız gerekiyor.
Çünkü transfer listesine birkaç isim eklemekle kadro güçlenmiş olmuyor.
Transfer yapmak kolaydır. Doğru transfer yapmak zordur.
Ve kusura bakmayın ama Boluspor’un bugün ihtiyacı olan şey, “Bir oyuncu daha aldık” cümlesi değil.
Takımı gerçekten güçlendirecek oyuncular.
TARAFTARIN GÖZÜNDEN KAÇAN HİÇBİR ŞEY YOK
Bazen yöneticiler, teknik adamlar ya da futbolcular tribündeki insanın gördüğünü görmüyor sanıyor. Oysa tribündeki ve televizyon başındaki taraftar oyunun tamamını izliyor.
Kim mücadele ediyor?
Kim sorumluluk alıyor?
Kim top ayağına geldiğinde korkuyor?
Kim arkadaşının açığını kapatıyor?
Kim maçın içinde?
Kim sadece sahada dolaşıyor?
Taraftar bunların hepsini görüyor.
Çünkü Boluspor taraftarı futbolu sadece 90 dakika seyretmiyor.
Bu takımla yaşıyor.
Maçtan önce kadroyu konuşuyor.
Maç sırasında oyuncuyu izliyor.
Maçtan sonra pozisyonları tartışıyor.
Ertesi gün yine Boluspor’u konuşuyor.
Yani tribündeki insanın sabrı, bazen yöneticinin sandığından çok daha uzun; ama güveni de bir kez kırıldığında yeniden kazanılması çok daha zor.
“BU TRANSFERLERLE SEZON MU TUTULACAK?”
Son günlerde herkesin dilinde olan cümlelerden biri de bu. Ben de açık konuşayım:
Bu transferlerle mi sezon tutulacak?
Güldürmeyin.
Boluspor’un hedefi sadece sezonu kazasız belasız tamamlamaksa, başka.
Ama bu kulübün hedefi yukarı çıkmaksa, o zaman mevcut kadronun üzerine ciddi anlamda düşünmek gerekiyor.
Çünkü lig artık eskisi gibi değil. Rakiplerin bütçeleri ortada. Kadroları ortada. Oyuncu kaliteleri ortada.
Bir maçta kötü oynayıp yine de kazanabileceğiniz dönemler azalıyor. Artık sahada hem fiziksel hem taktik hem de mental olarak güçlü olmanız gerekiyor.
Dolayısıyla “Transfer yaptık, tamamdır” anlayışıyla bu iş yürümez.
Transfer, sadece forma giydirecek adam bulmak değildir.
Takımın eksik parçasını bulmaktır.
EN BÜYÜK HATA NE OLUR BİLİYOR MUSUNUZ?
Bence en büyük hata, bugün konuşulan sorunları yarına bırakmak olur.
“Daha erken.”
“Nasıl olsa düzelir.”
“Bir iki hafta sonra toparlarız.”
Bu cümleleri futbol dünyasında çok duyduk. Sonra bir bakarsınız devre arasına gelmişsiniz. Sonra puan hesabı başlar.
Sonra transfer arayışı başlar.
Sonra “Keşke sezon başında müdahale etseydik” denilir.
İşte benim korkum tam olarak bu.
Bugün görünen problemi yarının problemi haline getirmemek gerekiyor.
YÖNETİME SÖZÜM, TARAFTARA DA SÖZÜM VAR
Yönetime…
Eleştiriden kaçmayın. Eleştiri varsa dinleyin.
Her eleştiriyi doğru kabul edin demiyorum. Ama kulübün çevresinde aynı konu sürekli konuşuluyorsa, bir durup düşünün.
“Acaba gerçekten burada bir problem mi var?” diye sorun.
Taraftara da bir sözüm var.
Daha ikinci haftadan bu takımı yakıp yıkmayalım. Bir futbolcuyu iki maçta kahraman da ilan etmeyelim, günah keçisi de.
Eleştirelim.
Hakkımızı arayalım. Sorularımızı soralım.
Ama Boluspor’un zarar göreceği bir noktaya da gelmeyelim. Çünkü yarın yine hepimiz aynı tribünde olacağız. Aynı armayı alkışlayacağız.
BU ŞEHİR BU TAKIMDAN UMUDUNU KESMEDİ
Bunu özellikle söylemek istiyorum.
Ben Boluspor’un bugün bulunduğu noktadan dolayı umutsuz değilim.
Ama rahat da değilim.
Aradaki fark çok önemli.
Umutsuzluk başka şeydir.
Tedbir başka şey.
Bugün yapılacak doğru hamleler, yarın bambaşka bir Boluspor izlememizi sağlayabilir.
Ama bunun için önce gerçeklerle yüzleşmek gerekiyor.
Bunları konuşmadan “her şey güzel olacak” demek bana göre taraftara yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biridir.
Çünkü taraftar güzel söz değil, sahada karşılık görmek istiyor.
Ben Boluspor’un kaybetmesini istemiyorum.
Ama sadece kazandığı günlerde yazanlardan da olmak istemiyorum.
Kazandığında alkışlamak kolay.
Asıl mesele kötü gününde de doğruyu söyleyebilmek.
Bugün söylüyorum:
Boluspor’un alarm zilleri çalıyor.
Henüz siren değil. Henüz hiçbir şey kaybedilmiş değil.
Ama ses geliyor.
Ve o sesi duymak gerekiyor.
Manisa mağlubiyeti bir uyarıydı.
Batman mağlubiyeti ikinci uyarı oldu.
Üçüncü uyarıyı beklemeden bazı şeyleri değiştirmek gerekir.
Yolun başındayken yönümüzü düzeltelim.
Sonra hep birlikte yürürüz.
Sağlıcakla kalın.



Yorumlar