KONGREYE GİDERKEN...
- Mert Ünsal

- 3 Haz
- 2 dakikada okunur

Boluspor'da yine kritik günler yaşanıyor.
Dün yapılması planlanan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı yeterli çoğunluk sağlanamadığı için gerçekleştirilemedi. Şimdi gözler 17 Haziran'da yapılacak ikinci oturuma çevrildi.
Açık söylemek gerekirse, beni asıl düşündüren kongrenin sonucu değil; kongreye giderken oluşan atmosfer.
Son günlerde sosyal medyaya baktığımızda herkesin bir cephe oluşturduğunu görüyoruz. Herkes birilerini suçluyor, herkes birilerine cevap veriyor, herkes kendi doğrusunu anlatıyor.
Ama kimse dönüp şu soruyu sormuyor:
Bu tartışmaların Boluspor'a ne faydası var?
Birlik olmamız gereken günlerde, ayrışmayı büyütmenin kime ne kazandırdığı gerçekten sorgulanmalı.
Bazı insanlar çözüm arıyor.
Bazı insanlar ise sadece kavga arıyor.
Çünkü karışıklık bazı insanların hoşuna gider.
Onlar için önemli olan Boluspor değildir.
Önemli olan ortaya çıkan karmaşanın içerisinde kendi hesaplarını görmek, kendi doğrularını dayatmak ve çıkan gürültüyü izlemektir.
Eğer fırsat bulsalar herkesi birbirine düşürür, sonra da uzaktan seyretmeye devam ederler.
İşte tam da bu nedenle önümüzdeki süreçte herkesin kullandığı dile dikkat etmesi gerekiyor.
Çünkü Boluspor'un bugün ihtiyacı olan şey yeni düşmanlar üretmek değil, ortak akıl oluşturmaktır.
Elbette fikir ayrılıkları olacaktır.
Elbette eleştiriler olacaktır.
Hatta olması da gerekir.
Ne demiş şair:
"Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat doğar."
Yani fikirlerin çarpışmasından hakikat ortaya çıkar.
Ancak fikirlerin çarpışması başka şeydir, insanların birbirini tüketmeye çalışması başka şeydir.
Birincisi Boluspor'u ileri taşır.
İkincisi Boluspor'u uçuruma sürükler.
Şimdi önümüzde bir kongre var.
Bu kongrede sadece yeni isimler konuşulmayacak.
Kulübün gerçek mali tablosu da daha net ortaya çıkacak.
Son günlerde farklı mecralarda çeşitli iddialar dolaşıyor.
Borç yükünün beklenenden fazla olduğu söyleniyor.
Yönetime talip çıkmayacağı konuşuluyor.
Hatta kulübün kayyum sürecinde olduğunu belirtenler var.
Bunların ne kadarının doğru olduğunu bugün kesin olarak bilmiyoruz.
Ancak şunu biliyoruz:
17 Haziran'dan sonra birçok sorunun cevabı netleşecek.
İşte bu yüzden bugün yapılması gereken şey panik üretmek değil, süreci sağduyuyla takip etmektir.
Boluspor bu şehrin en büyük markalarından biridir.
60 yıllık geçmişi olan bir kulübün kaderi sosyal medyadaki bazı isimlerin kavgalarıyla belirlenemez.
Bugün herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor:
Ben Boluspor'a katkı mı sağlıyorum, yoksa yük mü oluyorum?
Çünkü bazen en büyük zarar sessiz kalmakla değil, gereksiz gürültü çıkarmakla verilir.
17 Haziran'da sadece bir kongre yapılmayacak.
Aslında Boluspor'un geleceğine dair önemli bir tercih yapılacak.
Asıl sınav da burada başlayacak.
Birlik mi olacağız?
Yoksa ayrışmayı daha da mı büyüteceğiz?
Bunun cevabı sadece yönetimlerde değil, hepimizin tavrında gizli.
Sağlıcakla kalın.



Yorumlar