YA TUTARSA...


Bu hafta Boluspor'u konuşmaya nereden başlayalım diye düşünürken, aklıma yine Nasreddin Hoca'nın o meşhur göl hikâyesi geldi.
Hani Hoca bir gün eline mayayı alıp gölün başına gider ya...
Gölü mayalamaya başlar.
Etraftakiler şaşkınlıkla bakar. İçlerinden biri dayanamaz:
“Hocam, koskoca göl hiç maya tutar mı?”
Nasreddin Hoca hiç tereddüt etmeden cevap verir:
“Ya tutarsa?”
İşte bazen tek bir cümle, anlatmak istediğiniz her şeyi anlatmaya yeter.
Bugün Boluspor'un transfer politikasına baktığımda benim aklımda da tam olarak bu hikâye canlanıyor.
Ya tutarsa?
Fakat burada bir ayrım yapalım.
Nasreddin Hoca'nın hikâyesindeki güzellik, Hoca'nın imkânsızı denemesindedir. Çünkü ortada bir umut vardır. Belki olmayacak bir şeyi denemektedir ama bunu yaparken insanlara da düşünmeleri için bir kapı açmaktadır.
Boluspor'un meselesi ise bundan biraz farklı.
Bizim önümüzde koskoca bir futbol sezonu var.
Her hafta maç var.
Puan var.
Rakipler var.
Ve bütün bunların sonunda ulaşılması gereken bir hedef var.
Dolayısıyla burada sadece “Ya tutarsa?” demek yetmez.
Burada maya tutmazsa, bunun bedelini bütün camia öder.
Geçtiğimiz sezonu unutmadık.
Boluspor, sezonun son bölümünde kümede kalma hesabı yapan bir takım haline geldi.
Play-Off hayalleriyle başlayan sezon, düşme korkusuyla tamamlandı.
Teknik direktörler değişti.
Kadrolar değişti.
Planlar değişti.
Ama değişmeyen bir şey vardı:
Boluspor'un istikrarsızlığı.
Yeni sezona girerken insan doğal olarak şunu bekliyor:
“Geçen sezon nerede yanlış yaptık?”
Bu soru sorulmuştur.
“Bu takımın hangi bölgelerinde eksik var?”
Bunlar belirlenmiştir.
“Geçen sezon kimden verim aldık, kimden alamadık?”
Bunlar değerlendirilmiştir.
Ve en önemlisi:
“Bu sezon nasıl bir Boluspor izleyeceğiz?”
Bunun cevabı verilmiştir.
İşte taraftarın görmek istediği tam olarak buydu.
Ama sezon başladı.
İlk hafta Manisa FK karşısında mağlubiyet.
İkinci hafta Batman Petrolspor karşısında mağlubiyet.
Derken üçüncü hafta...
0 puan. Ligin son sırası.
Burada transferlere dönmek zorundayız.
Çünkü Boluspor'un yeni sezon kadrosuna baktığımızda insan ister istemez Nasreddin Hoca'nın gölüne dönüyor.
Bir oyuncu geliyor.
“Ya tutarsa?”
Bir başka oyuncu geliyor.
“Ya tutarsa?”
Bir futbolcu uzun süredir düzenli oynamamış.
“Belki burada açılır.”
Bir başkası kendisini henüz ispatlayamamış.
“Belki Boluspor'da parlar.”
Elbette bunların hepsi olabilir.
Futbolda daha önce yüzlerce kez oldu.
Hiç tanınmayan oyuncular yıldızlaştı.
Büyük paralar verilen futbolcular beklentilerin altında kaldı.
Kariyerinde düşüş yaşayan oyuncular yeniden doğdu.
O yüzden kimseye peşinen “bu futbolcu olmaz” demiyorum.
Ama bir kulüp yönetiyorsanız, işinizi yalnızca ihtimaller üzerine kuramazsınız.
Biraz da hesap yapmanız gerekir.
Ve bugün geldiğimiz noktada beni asıl düşündüren de bu.
Biz bir sezon daha “bekleyelim, görelim” diyebilir miyiz?
Taraftarın sabrı buna ne kadar yeter?
Bir şehir, her sezon aynı hikâyeyi dinlemekten yorulmadı mı?
Her yıl:
“Bu sene toparlarız.”
“Bu transfer tutar.”
“Şu oyuncu açılır.”
“Biraz zaman verelim.”
“Devre arasında bakarız.”
Sonra bir bakıyoruz, sezonun yarısı geçmiş.
Bu kez başka hesaplar yapılıyor.
Ben artık Boluspor'un kaderinin “ya tutarsa” cümlesine bırakılmasını istemiyorum.
Çünkü Boluspor bir deneme tahtası değil.
Ama Nasreddin Hoca'nın hikâyesinden de vazgeçmeyelim.
Hoca'nın o sözünde aslında çok büyük bir ders var.
“Ya tutarsa?”
Bazen insanın elinde hiçbir garanti yoktur.
Yine de denemek zorundadır.
Boluspor'un da bugün ihtiyacı olan şey belki tam olarak budur:
Denemek.
Ama rastgele değil.
Cesur olmak.
Ama plansız değil.
Genç oyuncuya güvenmek.
Ama takımın bütün yükünü tecrübesizliğe bırakmadan.
Ekonomik şartları gözetmek.
Ama ucuz olanı doğru olan zannetmeden.
Ben yönetimin de bu noktada taraftara daha fazla anlatması gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü sessizlik bazen yanlış anlaşılır.
Taraftar kulübün ekonomik durumunu bilmiyor olabilir.
Transfer bütçesini bilmiyor olabilir.
Teknik heyetin taleplerini bilmiyor olabilir.
Yönetimin planını bilmiyor olabilir.
Ama şunu biliyor:
Takım sahaya çıkıyor ve kaybediyor.
Taraftara ne kadar gerçek söylerseniz, o kadar sağlıklı bir iletişim kurarsınız.
Kimse Boluspor'dan imkânsızı istemiyor.
Hatta bu yazıyı yazarken içimden geçen en büyük dilek şu:
İnşallah bu yazdıklarımın hepsi boşa çıkar.
İnşallah bugün “Ya tutarsa?” diye sorduğumuz futbolcular çıkar, sezon sonunda “İyi ki tutmuş” deriz.
İnşallah bugün sıfır puanla baktığımız tablo değişir.
İnşallah Boluspor ayağa kalkar.
Çünkü biz Boluspor'un başarısız olmasını istemiyoruz.
Biz yalnızca başarının tesadüfe bırakılmasını istemiyoruz.
Nasreddin Hoca göle maya çaldı.
Belki göl tutmadı.
Ama o hikâye yüzlerce yıldır anlatılıyor.
Biz de bugün Boluspor için aynı soruyu soruyoruz:
Ya tutarsa?
Sağlıcakla kalın.



Yorumlar